29 Ağustos 2016 Pazartesi

gidenler



Vedat Türkali ölmüş...

Gülten Akın, Yaşar Kemal, Leyla Erbil, Çetin Altan, hepsi göçtü gitti, bir iki sene içinde.

Belki farkında değiliz. Harçtı onlar.

Senin benim harcım değil sadece; onları hiç okumamışların, adını duymamışların da... Memleketi anlatan onlardı. Hakkıyla anlatanlar diyelim.
Yerlerine gelen yok.

Haksızlık etmek istemem ama var mı sahi? Hadi “Bugün anlayamadık, süzemedik” desek, 2050’lerde dönüp baktığımızda “Bu ülkeyi, o anında ne güzel yazmış” diyeceğimiz kaç kişi var? Büyük yazar var mı; büyük yazar olacak yazar var mı?

Bu, Yeni Türkiye işte. Kemal’siz, Akın’sız şimdi Türkali’siz Türkiye. Gidenin yerine yenisini koyamayan, her gün daha eksilen Türkiye. Harcı gevşek Türkiye.

Biz de onun içindeyiz.

23 Ağustos 2016 Salı

yola baktım yol uzun



Bu çok hüzünlü bir şiir... Cancion del Jinete... Federico Garcia Lorca'dan 'Atlının Türküsü'. Zülfü Livaneli besteledi ve söyledi. 'Zor Yıllar' albümünde (Ne güzel albüm ismi bu arada).

Türkçesi birazcık şarkıya uydurulmuş, orijinal haline göre 'bozuk'. Ama ben bu versiyonunu benimsiyorum. Üniversitedeyken bayılırdım 'Atlı'ya... 

Meğer ninni olarak da çok güzelmiş.

 

22 Ağustos 2016 Pazartesi

o gece

Halen o geceyi düşünüyorum. Hiç unutmayacağım. 

Tanklara, jetlere karşı koyarken vurulup düşen 240 insanı hiç unutmayacağım gibi. 

Yaşananların bir darbe girişimi olduğu ortaya çıkar çıkmaz, Çınar (Oskay) ve Sebati (Karakurt) ile bir arabaya atladık, ne olup bittiğine dışarıda bakalım diye. 

İstikamet, yakınlığından ötürü, havaalanıydı. Girişte bir tank bekliyordu. Arabadan çıktık hemen… 

Kimsecikler yoktu daha. İki kişinin dışında… “Öldürün kardeşim bizi darbe yapacaksınız” diyorlardı. Sonra birkaç kişi daha geldi. Bağırlarını açtılar. Cesaretlerine hayran oldum. Olunmayacak gibi değildi. 

Daha yarım saat önce evlerinde çay içip televizyon seyreden bu insanlar, o an tankın namlusunun önüne dizilmişti. Bunu da  misafirlikte bir bardak su daha ister gibi sakince ve tevazuyla yapıyorlardı. 

Askerlerse ne yapacağını bilmiyordu. Zaten, iyiden iyiye kalabalıklaşan halk tanka çıktıktan sonra, onlar da çekip gitti. Daha sonra, başka yerlerde başka tankların, başka askerlerin zulmü anlaşılınca ne kadar şanslı olduğumuzu fark ettim.

Dedim ya hayran olmuştum bu bir avuç kişinin cesaretine. 

Sonra binler aktı havalimanına. Belki on binler… Sert, tavizsiz, kararlı geldiler… Öfkeyle geldiler. Cumhurbaşkanı canlı yayına çıkıp çağırmıştı. Karşı durmak, direnmek için geldiler.

Ama… O tek tek hayran olduğum insanları, bu kadar kalabalıkken yadırgadım. Bu çok anlatabildiğim bir his değil. Deneyeyim: Haklıydı öfke ama havaalanında kontuarların dibine çökmüş ağlaşan çocukları, tuvaletlere sığınan yaşlı kadınları teselli de etmiyordu… Sadece kendinden olana sahip çıkan bir öfke gibiydi. Yadırgadım.


Halen o geceyi düşünüyorum. 

1 Temmuz 2016 Cuma

zaman olmuştur ki

Zaman olmuştur ki 
Belki sonbahar belki akşam 
Tepeden tırnağa silme yıldız 
Belki haziran gecesi 
Sanki bir hayal oturmuş o tenha piyanoya

attilâ ilhan 

Fotoğraf: Leonard Bernstein (solda), Glenn Gould

22 Haziran 2016 Çarşamba

yuval noah harari'nin okuma listesi

Bazen bir kitap çıkıyor, içeriği ağır mı hafif mi, dili işlek mi koyu mu demeden, fısıltı gazetesiyle binlerce satıyor. Bu sene Kolektif’in çıkardığı ‘Sapiens-Hayvanlardan Tanrılara’ raftaki hayatını böyle yaşadı. Üstelik bu tesadüfen yazılan bir kitap. Kudüs İbrani Üniversitesi’nde askeri tarih uzmanı yazarı Yuval Noah Harari ile üç hafta önce konuşmuştum; Hürriyet Pazar’da yayımlandı. Şurada okuyabilirsiniz. 

Malum, soru-cevaplarımızın hepsi sığmıyor gazeteye. Harari’nin gündelik çalışma rutini ve okuma tavsiyesi dışarıda kalmıştı. Buraya alıyorum. 
"Güne bir saat meditasyon yaparak başlarım (Vipassana meditasyonu). Sonra 6-7 saat çalışırım; ardından yine yarım saat meditasyon… Nihayet bir saat de köpeğimle yakındaki ormanda yürürüz. Sonrası televizyon, arkadaşlar vs… ,
Çok okuyorum; hem kurgu, hem kurgu dışı okuyorum. Tarihten biyolojiye çok geniş bir yelpazede okuyorum. Son okuduğum kitaplar arasından şu aşağıdakileri sizlere de tavsiye ederim:

Kurgu
Pat Barker, The Ghost Road
Joseph Heller, Catch-22.
Adam Johnson, The Orphan Master’s Son (Yetimlerin Efendisi’nin Oğlu - Pegasus)

Kurgu Dışı
Tony Judt, Postwar: A History of Europe since 1945 (Savaş Sonrası, 1945 sonrası Avrupa Tarihi, YKY)
Eugene Rogan, The Fall of the Ottomans: The Great War in the Middle East 
Evan Osnos, Age of Ambition: Chasing Fortune, Truth and Faith in the New China
Joby Warrick, Black Flags: The Rise of ISIS
Serhii Plokhy, The Last Empire: The Final Days of the Soviet Union