17 Mayıs 2016 Salı

bu sene o sene





Futbol belki yalan dolan ama seviyorum hâlâ.
Beşiktaş’ı, sanırım, futbolu sevdiğimden daha çok seviyorum.
Bir süredir şampiyonlukmuş, oymuş buymuş umrumda olmadığını fark ettim. Ama bu sene Deniz’le seyrederken maçları yine de şampiyon olsun istedim takım.
Oldu da şükür.  
Ne geçti peki elimize? 34 haftalık bir yarışın gazı iki-üç saatte bitiyor. Sonrası, yıllara referans verilecek istatistikler, maç anıları, “o sırada” diye başladığımız hikâyeler…
Benim tüm istediğim, televizyonda yanıp sönen “Şampiyon Beşiktaş” ibaresiydi. Her şampiyonlukta en çok ona sevinirim. Doksanda hakem düdüğünü çalar, reji de ekrana yazıyı basar: Şampiyon Beşiktaş…
Bu sene daha teknik takılmışlar (belki geçen senelerde de böyleydi, bilemiyorum, malum, yedi senedir şampiyon olamıyoruz biz); yanıp sönen yazıları bırakmışlar. Koca kadro alttan fotoğraf fotoğraf geçiyor… Şık görünüyor… Geriye kalan her şey gibi…
Ama kesmedi beni.
Yanıp sönen yazıyı görmeden anlamıyorum şampiyonluğu ben…

Bu arada… Ne sezondu ama! Şenol Güneş’iyla başta, Gomez’i Oğuzhan’ı Quaresma’sı Atiba’sı Sosa’sıyla… Güzel seneydi. Darısı daha güzellerine.
 
Bir de şu: Bu blogun da ilk şampiyonluğu... 
 

1 yorum :

  1. dediğiniz gibi şampiyonluklar bir kaç saat yahut iki üç gün sürüyor ama anılar hep yaşıyor. misal bu son şampiyonlukta neden bilmem 86 haziranına gittim. trabzon'da kazanılan şampiyonluk ve sonrasında yaşananlar aktı zihnimden. kim bilir belki bundan yirmi yıl sonraki şampiyonlukta da bugünkü şampiyonluğa ışınlayacak beni hafıza denen o sihirli ayna. son tahlilde hayat tuhaf, şampiyonluklar falan. kutlu olsun..

    YanıtlaSil