12 Aralık 2017 Salı

aydınlık tarafa geçenler

Yarın Star Wars serisinin yeni filmi ‘The Last Jedi’, tüm dünyada vizyona girecek. İki sene evvel gördüğümüz ‘The Force Awakens’ta öğrenmiştik: Yeni bir evren kurulmuş, herkes de o evrende yerini almış. Karanlık bütünüyle alt edilememiş, bir zaman o kötülükleri yok etmek için var gücüyle uğraşan ‘iyiler’ takımı unutulmaya yüz tutmuş; adları efsanelere karışmış; gerçekten var mıydılar, yoksa maceraları birer masaldan ibaret miydi karıştırılır olmuş. 

Hikâye işte… Yoksa o kadar da gerçekten uzak sayılmaz mı? Sonradan dönüp baktığımızda bazı filmlerin dönemini nasıl da isabetli şekilde yansıttığını görüp şaşırırız. Hollywood’un milyonlarca dolarlık stüdyo filmleri de buna dahil. O halde Star Wars’ın yeni dönemini neden toplumsal (hatta küresel) bir alegori olarak almayalım? 

Bir düşünün, bugün dünyanın dört yanında faşizm çığlıkları yükseliyor. İç savaş belasına, yerinden yurdundan olmuş göçmenler, her yerde itilip kalkılıyor. Güçlü olanın kayığına binmek her şeyden daha muteber sayılıyor; hırsızlığa, yolsuzluğa göz yumuluyor. Bir parça itibar, statü için ya da hesap verme korkusundan kötülükler bile isteye arkalanıyor. Din tüccarlığı ve yoz milliyetçilik prim yapıyor. Seçmenler, katran ve tüye bulanıp kasabadan kovacağınız, uyduruk ve yalancı liderleri ülkelerinin başına getiriyor. Nazi sempatizanları, hem bir dönem bu illetin kök saldığı ülkede hem oraya en uzak coğrafyalarda kendilerini gururla açık ediyor. Üstelik Türkiye hariç değil!

Çoğumuz karanlık tarafta gibiyiz. Belki hep öyleydik ama sıradan insanın niyetlerini kitlelere dolaysız bir şekilde ilan edebildiği sosyal medyayla yeni tanıştık. Gördüklerimiz de iyi şeyler değil: Irkçılık, saldırganlık, cahillik, kibir, her türlü melanet… Hepsi adalet maskesi altında. Herkes kendini haklı ve mağdur görüyor. Bir insan iktidarda nasıl mağdur olabilir? Bu duyguyu milyonluk kitleler nasıl paylaşabilir? Dünyanın en büyük bilmecesi bu. Eskiden de bir bilmeceydi. Bedelini milyonlarca insan ödedi. Doğal sonuç faşizmdir çünkü. Ama belli ki toplumlar unuttu bunu. Sosyal medyada Hitler’in açıktan övülmesinin başka bir nedeni olabilir mi?

Önceki post’ta dizelerini buraya aldığım —benzer bir süreç sonucu Sivas’ta katledilen—Metin Altıok, yayımlanan son yazısında (17 Mayıs 1993, Aydınlık) o gün için gelinen noktayı ‘insan kirlenmesi’ diye anlatmış. Yine de kıyamamış insana: 

“ (…) Sözünü ettiğimiz bu insan kirlenmesinin kaynağı insanın öz değerlerine yabancılaşmasıdır. Ama burada faturayı bireye kesmek insafsızlık olur. Çünkü yabancılaşmanın temelinde, insanın toplumsal yaşam içinde yürekten inandığı değerlerin geçerliliğini yitirip erimesi yatmaktadır. Yani sorun bireysel olmaktan çok toplumsal bir düzen kirliliği olarak çıkmaktadır karşımıza. İşte bu düzen kirliliği, içindeki insanı da kirletmektedir. emeğin değil paranın para kazandığı, dürüstlüğün değil sahtekarlığın prim yaptığı bir düzende, insandan saf ve temiz kalması beklenemez. Çünkü her şeyden önce, karnını bile doyuramayan, emeğine yabancılaşan insana kirlenmekten başka yol kalmamaktır.”


Dedim ya belki hep böyleydi. Ama Star Wars’ın bir önceki filminde, binlerce insanın lidere selam durduğu o Nazi göndermeli sahneleri nereye koyacağız? Peki serinin tümünü yadsırcasına, ilk defa bir karakterin, aydınlıktan karanlığa geçmesini değil, tam tersine karanlıktayken aydınlığı seçmesini ne yapacağız? Hatırlayın, John Boyega’nın oynadığı Finn, kötülük imparatorluğunun bir askeriyken, direnişçilere katılmayı seçmişti. 
Çok değil, 40 yıl önce, Darth Vader günlerinde, en azından bireylerin seçimi adına, karanlık istisnaydı. Karanlık tarafa geçiş tüm hikâyenin ekseniydi. Şimdi istisnai olan aydınlık. Çünkü belli ki, çoğumuz karanlıktayız.  

Fotoğraflar Star Wars - The Force Awakens'tan. Son fotoğraf Nuremberg, 1936. Binlerce Nazi askeri, Hitler'i dinliyor.


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder