30 Ocak 2018 Salı

balıkçıl evinden gelmiş

Bu aralar gözlerimiz dallarda. Kafamızı kaldırıyoruz. Kuşlara bakıyoruz. Dino’yla parklarda kuş peşindeyiz. Güvercinler, saksağanlar, kargalar, ördekler, balıkçıllar… Bir defa görebildiğimiz ama Dino'nun pek sevdiği nazlı kuğu...

Hayatın çok tuhaf yolları var. Bana da bu yollardan biriyle gösterdi kuşları: Yazıyı kullandı. 

Kuş meraklısı (ve gözlemcisi) Amerikan yazar Jonathan Franzen, National Geographic’e şahane bir makale yazmış (bu ayki sayı piyasadan kalkmadan lütfen gidin alın). Ben bu yazıyı bir uyku öncesi Dino’ya okurken ikimizi de fena sardı. Fotoğraflara da kapılıp gittik. O gün bugün aklımız uçuşta, ötüşte, kanat çırpışta. Hem dağarcığımızı da geliştiriyoruz. 

Franzen’dan böyle bir yardım almam tuhaf ama çok da iyi oldu. Doğaya kitaptan çıktım; biraz sapa bir yol. 

Beri yandan şunu da biliyorum: Dino olmasa bu makaleyi de umursayacağım yoktu. Onun ilk tanışları pencereden gördüğü martılar ve kargalardı zaten. Hem çocukları bıraksan doğaya karışırlar; saksağandan tilkiden bir farkları yok. Mesafeyi sürekli açan biziz. Ne diyelim, insan sadece anne babasından değil çocuğundan da öğreniyormuş. Karım da ben de kuşlar konusunda Dino'nun gerisindeyiz. Öğreniyoruz. Kızılgerdanı, sığırcığı, mavi baştankarayı ben işte bu sayede bu yaşımda öğrendim.  

Bir de gri balıkçılı… Acemice çektiğim fotoğrafta gördüğünüz gri balıkçıl (buralarda ‘heron’ diyorlar) Dino’nun ayrı sevdiği kuşlardan. Şehir sınırları dahilinde epey gri balıkçıl var; Amsterdamlılar şehrin sembollerinden biri haline gelen bu kuşu hem seviyor hem de epey arsız olduğu için yaka silkiyor. Yine de tatlı bir kuş; kendini göstermesini, herkesten ayrı, ’cool’ durmasını biliyor. Çabasız şık. Dino, onlarca martı arasından bu fotoğraftakini çok uzaklardan saptadı da (“Balıkçıy evinden gelmiş” diye gösterdi bana) yanına kadar sokulduk. 

Bir de kuğu çıkıp gelse evinden…

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder