27 Eylül 2011 Salı

jonathan franzen unplugged

İlk defa Jonathan Franzen okuyorum. Epey geciktiğim randevuya son kitabı Freedom’la başladım. Yarattığı his: Gecikmişim gerçekten…

Time, geçen sene Franzen’ı kapağa çıkardı. Freedom yayımlanmadan hemen önce. Dergi, çoklarından esirgediği bir tanımı onun için kullanmıştı: Büyük Amerikan yazarı...

Yazarın çalışma odasının fotoğraflarını da içeren o uzun makaledeki bir ayrıntıyı Kaya’yla (Genç) konuştuğumuzu hayal meyal anımsıyorum. Franzen çalışırken hiçbir dış etkene maruz kalmak istemiyordu ve odası da zaten neredeyse bomboştu. En büyük düşman internet ise tek bir hamlede saf dışı bırakılmıştı. Laptopunun kablosuz bağlantı kartını çıkartmakla kalmamış; ethernet girişini de imha etmişti: “Yapmanız gereken ethernet kablosunu bilgisayara zamkla monte etmek; sonra da kafasını koparıp atmak.”

Bunları neden yazdım? Sebep belli; aynı sorun bende de var. Herkeste var. İyi iş çıkarmak için dünyadan kopmak elzem. Ama zamk? Burada hiçbir şey görmezseniz kullandım demektir.

5 yorum :

  1. yalıtmak, kendini dışarda bırakmak kolay; akışın dışına çıkıldığında görülebilecekler var elbet; ama akışın içinde, hiç kimsenin ulaşamayacağı bir noktayı betimlemek, "dışarıyı" yaratmak daha anlamlı.

    varolanı yoksaydıracak bir imgelem mi isteriz yoksa hiçbir şeyin olmadığı bir yerde boşluğu dolduran bir imgelem mi? bomboş bir oda bir dünya yaratmak için uygundur; peki ya dünyayı tam da ortasında dururken silebilecek, sildiğinin yerine kendine ait gerçekliği koyacak zihinsel güç; bomboş bir odadan daha gerekli değil mi?

    kabloyu koparma yenal!

    YanıtlaSil
  2. Ülkemizde kitapları tükenmiş durumda. Tekrar baskıya da girmiyor nedense.

    YanıtlaSil
  3. ismail haklı, koparma kabloyu

    serdar

    YanıtlaSil
  4. Benim Rol modelim Sevgi Soysal; değil kendini dünyadan yalıtmak salonun ortasındaki yemek masasında o şahane kitapları yazabilecek kadar rahat bir kadın... ne kendine özel odası var, ne masası...

    YanıtlaSil
  5. Ne güzel şeyler yazmışsınız

    İsmail, biraz düşündüm de, haklısın, üstelik Franzen'dan farklı olarak benim bir tek bilgisayarım var.

    Gökhan, evet, bir tek Corrections'ı basmışlar, Aile Sırları adı altında, Punto Yayınevi. Yayınevlerimizin radarından kaçtığını sanmam ama çok Amerikan geliyor da olabilir. Şimdi HBO Corrections'ı dizi yapacak; Türkiye'de de Franzen'a ilgiyi arttırabilir.

    Serdar, sen de haklısın, buradayım işte.

    Damla, Sevgi Soysal okuma isteğimi depreştirdin. Yenişehir'de bir Öğle Vakti ne zamandır bekleyip duruyor

    YanıtlaSil