5 Aralık 2012 Çarşamba

gazeteci harikalar diyarında ya da HARO

Yıllar evvel bir Aktüel sabahlamasında, beyinlerimiz artık peynir kıvamına gelmişken, Emre'yle (Ünsallı) oturmuş makara yapıyorduk. Haber yazma zahmetini nasıl en aza indirebilirdik? Görüş Merkezi fikri o zaman geldi. Öyle ya, yazdıklarımızı doğrulatmak için haldır haldır birilerini arayıp bulmak, tartışmak (ve bazen de haberden vazgeçmek) yoruyordu. Ama içinde bütün uzmanların yer aldığı bir görüş verme merkezi kurulsa, bir telefonla istediğimiz kişiye bağlanabilsek fena mı olurdu?

Askeri konular için lütfen 1'e...
Tıbbi konular için 2'ye...
Magazin meseleleri için 3'e...

..
..
..

Basın temsilcisine bağlanmak için lütfen hatta kalın.

Biz işin dalgasındaydık tabii. Yanılmışız. Hem de çok... ABD'deki birtakım uyanıklar, görüş merkezini çoktan hayata geçirmiş. Bir farkla. Biz belki ufuk darlığından belki zaten ciddi olmadığımızdan belki de meselenin bürokratik yapısından ötürü bir bina düşünmüştük. Postane gibi, Genelkurmay gibi ne bileyim Dışişleri Bakanlığı gibi... Işıkların hiç sönmediği bir görüş merkezi. 24 saat gazetecilerin hizmetinde.

Help A Reporter Out (kısaltılmış versiyonuyla HARO) ise internetin çocuğu.  Slogan basit: Herkes bir şeyde uzmandır! Gazeteciler soruyor, uzmanı cevaplıyor. Kurucusu tahmin edeceğiniz gibi bir PR uzmanı, Peter Shankman. Kuruluş tarihi (bu kadar geç bu işe uyandığım için kusura bakmayın) 2008. Servisi kullananlar arasında New York Times, Huffington Post gibi kalburüstü yayınlar var.

Sistem tembel gazeteciyi yemlemek prensibiyle işliyor. Muhabir cevap aradığı soruyu siteye yazıyor. Örneğin "2013'te kasırgalar hangi ülkelere zarar ne kadar zarar verebilir" diye soruyor. Meseleyi site üzerinden öğrenen uzman kişi, birkaç cümlelik (tercihe göre daha uzun) cevabını gönderiyor. "Amma çalışmışlar, herkese sormuşlar, bravo" diye okuduğunuz bazı haberlerin arkasında böyle tuhaf bir düzenek mevcut işte.

Haberlerin içinde "uzman" olarak geçmek isteyenler bu iş için para ödüyor. Gazeteciye ise beleş. Kimin bu işten ne çıkarı olduğunu artık siz hesaplayın.

Gazetecilikte dibi gördük diyordum. Görmemişiz. Bence daha da ineriz aşağıya.


2 yorum :

  1. en fenası da ünlü birisi hayatını kaybettiğinde yapılan aramalar. "ne demek istersiniz?" sorusuna "çok büyük kayıp, yeri doldurulamaz" minvalinde birbirinin kopyası basmakalıp cevaplar...

    YanıtlaSil