13 Aralık 2012 Perşembe

hep klinsmann'ın yüzünden - bir itiraz

Mahir Ünsal Eriş'in 'Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde...' isimli kitabını okudum. Birçok arkadaşım tavsiye etmişti zaten. İyi öyküler... Ben özellikle ilkini beğendim. Ama sırf isminden dolayı bir başka öyküyü, 'Hep Klinsmann'ın Yüzünden'i merak ediyordum. Sabırla, sırası gelene kadar bekledim.

Çünkü bana "bütün dünyadan bir tane futbolcu seç" deseler, Klinsmann derim.

Eriş sağolsun, silkelemiş biraz Klinsmann'ı. Üstüne bir de (yine sempati duyduğum) Rudi Völler'i. Ama öyküsü güzel, bizim de elimiz bağlı, yapacak bir şey yok.

Aslında var. Kendimce itirazımı, altı sene evvel, Almanya'daki Dünya Kupası sırasında (Klinsi Alman takımını yönetiyordu) eski blogda yazdığım şu yazıyla dillendireyim.

Bu arada, söylemeye gerek bile yok, Bangır Bangır Ferdi'yi okuyun. Rakıyla. Sabaha karşı.

***

Alman milli futbol takımını oldum olası sevmem. Genellikle sıkıcı bir futbol oynarlar; saç kesimleri kötüdür, formaları kötüdür, taraftarları kötüdür ama futbolla biraz ilgili herkesin bildiği üzere HEP kazanırlar.

Disiplinli, takır takır işleyen, son ana kadar aynı düzende çalışan bir makine… Almanlar futbol oynuyor! Böyle makineleri de sevmem zaten, disiplini de. 90 Dünya Kupası’nda her tarafta o berbat Alman formaları vardı. Bütün bir millet, onu tişört olarak da giymeyi uygun görmüştük. Peeeehh! Mesela bir Franz Beckenbauer de futbol aleminin en sıkıcı adamıdır herhalde; bugünlerde ne sık rastlıyorum ona. Dortmund’da, Frankfurt’ta, Berlin’de her yerde, her statta aynı manasız bakışlarla sahayı tarıyor. Helikopterle bir oraya bir buraya koşturuyormuş bütün maçları seyretmek için. Biz de onu seyrediyoruz.

Ama bir adam daha var ki, onu her gördüğümde seviniyorum. Jurgen Klinsmann… O hiç sevmediğim Alman takımının sempatik forvetiydi. İyi futbolcuydu, biraz bizim Metin Tekin’e benzetirdim onu futbol oynadığı zamanlarda. Klinsmann nedense, o disiplinli Alman takımına başka bir yerlerden sızıvermiş gibi gelirdi bana. Hem çok iyi bir forvetti, hem de efendi, kendi halinde, sürekli yüzü gülen bir adamdı. Sanki bunlar futbol için çok önemli özelliklermiş gibi, şöyle iyi adamdı böyle güzel adamdı filan feşmekan deyip dururuz ya. İşte Klinsman da o kategoriden bir adamdır.

Şimdi bir zamanlar attığı gollerle dünya kupası şampiyonluğuna taşıdığı milli takımının başında. Kulübede ne zaman onu görsem, Almanya’ya karşı bir sempati duyuyorum. Ayrıca Allahı var, takımına da çok güzel top oynatıyor. Kupa başlayana kadar çok eleştirildi ama çok genç ve güldür güldür hücum eden bir takım kurmuş meğerse. Bu sene Arjantin, ABD ve Avustralya ile birlikte futbolseverlerin yüzünü ağartan bir futbol oynuyorlar (nedense de hepsi A ile başlıyor). Oyunu çirkinleştirmeden ve hep gol atmayı düşünerek.

Ve Klinsmann, Almanya her gol attığında bir yumruğunu havaya kaldırıyor, yanındaki oyunculara sarılıyor. Yüzü aydınlanıyor. Futbol yine Almanların kazandığı bir oyun olmaya devam ediyor ama hiç değilse Beckenbauer’in değil Klinsmann’ın başında olduğu Almanya kazanıyor. 

2 yorum :

  1. ben bu yazıyı yeni görüyormuş gibiyim. o kadar güzelmiş ki, utandım kendimden. teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o senin içinin güzelliğindendir hocam, sağolasın

      Sil