11 Haziran 2013 Salı

kayıp ses

1990'lar bu ülkenin en karanlık yılları. Sadece devletin aşırılıklarından, değdiği her şeyi yakan hadsiz gücünden dolayı değil, o bazen örtük bazen aşikâr gücün yedeğinde ortaya çıkan bir başka belanın, komplo teorilerinin yüzünden de. Bu zihniyet ezelden beri mevcuttu elbette ama doksanlarda yerleşti, bir türlü de gitmiyor.

Bugün Gezi Parkı'nın neden yaşandığını bir çocuğa anlatsan anlar ama hayır, dış odaklar, derin güçler, gizli servisler, "siz kimin maşası olduğunuzu bile bilmiyorsunuz" imaları... Hep bir oyun oynanıyor, hep birileri hain bir şeyler planlıyor.

Hayatı komplo teorileri üzerinden görenleri hiçbir şeye ikna edemezsin. Dinlemezler, öfkelenirler, seni biraz seviyorlarsa kandırıldığını düşünürler.

Oysa basit: siyasetin temelinde kendi sesini bulmak, kendi eyleme gücüne sahip çıkmak var.

Bu kadar temel bir meselede bile çok geriden geliyoruz. Gezi'de kendi seslerinin peşine düşenler, eninde sonunda komploperverlerin de kayıp seslerini bulacak.

Ama şimdi onlardan özür dilenmediği gibi, bunun için teşekkür eden de çıkmayacak. 

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder