13 Ocak 2016 Çarşamba

hâlâ

Dillerinin ucunda iki kelime duruyor sürekli: Vatan haini… 
Karşılarında olana söylüyorlar, yetmiyor. Yanlarında durup azıcık huysuzlanan için de hazır. Vatan hainisin!

Kendileri gibi düşünmemek yeterli. Onlar ne düşünüyor peki vatan dedikleri bu sürekli ihanet edilen yer hakkında? Orası meçhul… Kendileri de bilmiyor. Başlarındaki adamın düşüncelerine göre değişiyor o kısım. Çok değil, geçen seneki -yine montajdan ibaret, gayrısamimi- fikirlerine dönseler, kendilerini de ihanetten yargılamaları gerekir. Geçelim. 

‘Kanlarında duş alırız” diyenlerin yanında durmayı mı vatanperverlik olarak görüyorlar yani? Bu kadar düşülür mü?  

Hadi bir kısım 'kendini bilmez' ihanet etti diyelim! Peki kendileri ne yapmış bu vatan için? Bir derde çare olmuşlar mı; bir şiir, bir roman, bir öykü bırakmışlar mı; bir icat yapmışlar mı; bir yaralı parmağa işemişler mi? 

Kuru gürültüleri duyulmasın, koflukları bilinmesin, yaptıkları haksızlıklar unutulsun diye dillerinin ucuna yapışık olmasın bu iki kelime... 

54 yıl önce bir başka ‘vatan haini’ de yazmış, buyurun.

“Vatan çiftliklerinizse, 
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan, 
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan, 
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın, 
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan, 
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın, 
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa, 
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan, 
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa, 
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan, 
ben vatan hainiyim. 
yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla : 
nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.” 
  

Serbest düşüş de devam ediyor hâlâ… 

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder