12 Ocak 2016 Salı

moby dick aslında neyi anlatıyor?


Klişe cümle cuk diye yerine oturuyor: Herman Melville'in ölmez eseri... 'Moby Dick, Beyaz Balina'yı, Ron Howard filmi 'Denizin Ortasında' vesilesiyle yeniden hatırladık. Bu yılın siftahı niyetine, 3 Ocak tarihli Hürriyet Pazar'da bu büyük beyaz'ın çevresindeki efsane halesini yazmıştım, buraya da alalım. (Sonsuza doğru uzayıp gitmesin diye, bir sonraki post'la ayırdım). Gazetedeki yazı aşağıda. Bir sonraki post'ta bir başka katkı gelecek... 

* 1820 yılının en büyük hikâyelerinden biri... Balina gemisi ‘Essex’, Polinezya adaları civarında dev bir ispermeçet balinası tarafından batırılmış, tayfası kayıplara karışmıştı. Ama kötü haber, zamanın koşullarında, tez ulaşmıyordu. Olay ancak 1821 yılında haber oldu İngiltere ve ABD’deki gazetelere. 92 gün Pasifik’te yol alıp, kendi arkadaşlarını yiyerek kurtulan sekiz kişinin öyküsüyle birlikte... Bu ve benzer hikâyeler, Melville’in 1851 tarihli romanı ‘Moby Dick’e ilham verecekti (Cuma günü vizyona giren ‘Denizin Ortasında’ bu ilhamın izini sürüyor zaten). 

* Bu sadece bir balina avı macerası değil. Daha fazlası. Düşünün, Sanayi Devrimi yılları... Balina yağı, dönemin petrolü... Gemicilerse, uzak coğrafyalarda bahtlarını arayan madenciler (hatta yönetmen Ron Howard’a göre ‘dönemin astronotları’). Aydınlatma için elzem olan yağ, balinadan geliyordu. Pistonlar, dişliler, tezgâhlarda en iyi sonucu bu yağ veriyordu.  Arabadan lambaya her yerde o kullanıldı. Dönemin plastiğine en yakın madde yine balinadan elde ediliyordu. Parfümlerde kullanılan esmeramber de. Yani balinalar, Sanayi Devrimi’ni sırtında taşıdı. Elbette kendi istekleri dışında ve soyları tükenme pahasına... 

* Bir ufak giriş bilgisi... Moby Dick’in açılış cümlesi birçok listede dünyanın en çok bilinen ilk cümlesi olarak geçiyor. “Bana Ishmael deyin” diye açılıyor Moby Dick (Orijinal dilinde ‘Call me Ishmael’). Sürpriz bir ismin, oyuncu Tom Hanks’in tanıklığına başvuralım. Daktilo delisi yıldız, 2013’te New York Times’a yazdığı makalede şöyle diyordu: “Şunu bir deneyin; ‘Moby Dick’in açılış cümlesini 1950 model bir Olympia daktiloda yazın, ‘Call! Me! Ishmael!’ diye ses verecektir.” 

* Yazdığı gibi yaşayan, yaşadığı gibi yazan eski kuşaktan, maceracı bir adamdı Melville. Balina avını, deniziyle, gemisiyle, tayfasıyla, kimilerinin ‘bu bir av rehberi olmuş’ eleştirisine yol açacak kadar isabetli aktarabiliyorsa, sebebi o gemilerde, sert koşullara dayanarak bizzat çalışmasıydı. Bu, onun aktarım gücü; peki Moby Dick’in kendisi neden bu kadar büyülüyor halen bizleri? Çünkü o dev beyaz balina gerçek... Bir King Kong, bir Godzilla değil; ‘mış gibi’ yapmıyor! Jaws gibi sörfçüyle, yüzücüyle, ufak teknelerle uğraşmıyor;koca gemileri terorize ediyor. Moby Dick, bugün geldiğimiz aşamada en karanlık uzay filmlerinde ne olduğunu tasavvur bile edemediğimiz yaratıkların işlevini görüyor. Sınırları zorlayan, yeniyi keşfetmeye çalışan insanlık için hem sonsuz bir merak kaynağı hem tüketim fetişi hem de kâbus oluyor. 

* Herkesin sadece bir balina ve amansız mücadele gördüğü yerde, çok daha fazlasını arayan da var. Moby Dick’in aslında ne olduğuna yüz yılı aşkın süre içinde onlarca farklı cevap verildi. Romanı, Sabahattin Eyuboğlu ile birlikte Türkçeye çeviren Mîna Urgan’dan eleştirmenlerin onu ne şekillerde değerlendirdiğini öğreniyoruz. Doğanın yaban güçlerinin simgesi... Kader... Tanrı... Evrenin çözülmez gizi... Para ve ağır endüstriye dayanan sömürücü sınıf... Bilinçaltı... Nefret edilen baba otoritesinin ve baskının bir simgesi... Hatta beyaz ırkın psikolojik bakımdan yitirdiği cinsel gücün simgesi... Yani hemen hemen her şey... "

* Peki romanda, hayatını Moby Dick’i öldürmeye adamış, karizmatik ve lider özellikli, efsanevi Kaptan Ahab neyi temsil ediyor? İnsanlığın tüm gizi, çabası, amacı, yıllar içinde edebiyat tarihinin en karmaşık karakterlerinden Ahab’ın şahsında da arandı. 2009’da yitirdiğimiz iletişim profesörü Ünsal Oskay bir makalesinde, Ahab’ın bir ‘direniş sembolü’ olduğunu anlatıyordu. Neye direniş?  “(...) Çağdaş toplumsal yaşam ve bunun insanı ‘başı bağlı balık’ haline getiren yanları, Melville için, insanın binlerce yıldan beri yaşadığı fakat artık kesinlikle karşı çıkması gereken tüm olumsuzlukların, tüm insansal sorunların odağı olmuştur. ‘Bir ulu ağacın dimdik gövdesini yukarıdan aşağı didiklemesine yaran bir yıldırımın izi’ gibi, binlerce yıllık kaderini yaşayan insanoğluna, ‘dik bakışlı, inatçı, sonsuz bir gücü olan’ Kaptan Ahab’ın kararlılığı ile bu amansız kadere karşı direnmekten başka çaresi olmadığını anlatır. (...) Bir öncü olarak Ahab, ‘içinden dışından kemirilmiş, yanmış, iflah olmaz bir derdin pençesine düşmüş’ bile olsa, ‘canavarların en korkuncuna mızrak vurmak için’ yola çıkan insandır. (Kitle İletişiminin Kültürel İşlevleri, İnkılâp Yayınları) 

* Birçok eleştirmen, Moby Dick’in aslında ABD’yi anlattığını, o okunmadan Amerika’nın da anlaşılamayacağını düşünüyor. Hayatı bu kitapla açıklayan başkaları da var. Mesela Batı Almanya’da özellikle 1970’lerde etkili olan radikal sol örgüt ‘Kızıl Ordu Fraksiyonu’ (kısaca RAF) romanı bir anahtar olarak görüyor; örgütün üyeleri kendilerini balinayı yani Almanya’yı ne pahasına olursa olsun öldürmeye çalışan Kaptan Ahab ve tayfasıyla özdeşleştiriyordu. Her birinin romandan gelen bir takma ismi bile vardı.

* Melville'in kitapları, Moby Dick dahil, sağlığında kabul görmedi. Ancak 1910'lardan sonra Melville 'dahi yazar' statüsüne yükseltildi; Moby Dick ise roman tarihinin en iyileri arasına girdi. Yazarına sağlığında bir hayrı dokunmadı ama bu koca balina zaman içinde sayısız esere, fikre, isme ilham verdi. En basiti, dünyanın en büyük kahve zinciri Starbucks'ın ismi romandaki ikinci kaptandan geliyor."

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder