melih cevdet anday etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
melih cevdet anday etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

şiir okumayı unutmak

Louise Glück’ün Nobel alması bana şiir okumayı unuttuğumu hatırlattı. 

Unuttuğunu hatırlamak ne kadar şiir dışı bir ifade. Fazlaca edimsel. Duble edimsel hem de. 


Sadece ben değil, biliyorum. Şiir okuyanımız az. Giriş gelişme sonuç dünyasına fazla kapıldık. Yok hayır kapılmayız biz, desek de kapıldık. Sonuç yok gerçi. Gelişme de seyrek. Genelde girişiyoruz. Giriş bizim işimiz. 


Halbuki şiir bütün zamanları aynı anda dolaşır. Suda açılan halkalar gibi. Zamanda yayılır ve kendi içine kapanır. Belki o yüzden gençken şiiri bunca çok sever, bunca çok yazmaya uğraşırız. Tüm zamanlara, yaşamadıklarımıza da hâkim olabilmek için. Sezeriz. 


Belki de ileri yaşlarda yeniden düşülüyordur şiire. Belki şimdi düşüyorum ben. Louise Glück bahane. 


O halde hiç ara vermeden, buyurun bir Melih Cevdet Anday şiirine:


BOŞLUĞUN GEÇMESİ EVİN ÜSTÜNDEN 


Mavi yeşim taşından kubbe, 

Tavşan ne diye bizden kaçıyor

Güneşe çıkıyor ölümler lamba ile?


Tükenmiş geleceğin fazlalığı, 

Gidiyoruz nasılsak öyle, 

Çözmeden yüreğin gizini. 


Belki hiçbir şey değişmedi, 

Düş de gerçek de.


Resim Van Gogh'un. 

şaşırtıcı bir karşılaşma

Çok eskiden yaşadım bu ânı ben
Dersiniz şaşkınlık içinde
İlk girdiğiniz bir ev, bir merdiven
Birden güneş vuran pencere. 

Ve tam sırasında tren düdüğü…
İşte böyle gelmişti siz dünyada
Değilken bir öğle üstü 
Bu renklerle sesler bir araya. 

Yaşamak anımsamak mıdır yoksa?
Sanmam, biz de bir sestik belki 
Birileri için yıllar önceki 
Şaşırtıcı bir karşılaşmada 

Melih Cevdet Anday

Fotoğraf: Kieslowski’nin ‘Kör Talih’inden (Przypadek - 1987)

çocukluk, kapılar ve yağlıboya

  1. “Hiçbir şey çocuğun hayal dünyasına benzemez.  Hep çocuk kalmak istedim... Kaldım da…” Ömer Lütfi Akad / Işıkla Karanlık Arasında 2. Y...