Dün yere tüküren bir kadın gördüm ilk defa. Ama siyahlara bürünmüş asalı adam o şoku aldı götürdü.
Sabah gözünü açar açmaz Twitter’dan sağa sola bağıranlar, şikâyet edenler, sızlananlar, küfür sallayanlar var. Bu da bir sosyalleşme şekli elbette ama nedense içim burkuluyor.
REM’in yeni albümü Collapse Into Now’ı dinliyorum. Her albümlerinde, bu defa beğenmem diye başlıyorum; ama hep onlar kazanıyor. İyiler. Bu defa da iyiler. Üstelik Patti Smith ve Eddie Vedder de yanlarında.
Bugün bir arkadaşım internetteki eski gözdemi hatırlattı. Epigraf. Yıllar var ki bakmamışım. Sitenin sorumluları, Epigraf’a el birliğiyle şiirler, öyküler, pasajlar yüklerdi. Öyle kes-yapıştır değil, el emeği göz nuru. Fena Edip Canseverciler'di diye anımsıyorum. Kapanmış tabii artık, güncellenmiyor. Üniversitedeydim; yıllar geçmiş, büyümüşüz. O zaman söylememiştim, şimdi söyleyeyim: Ellerinize sağlık arkadaşlar, çok makbule geçti.
Biraz korkunç, değil mi? Hem muhteşem hem korkunç. Tüm aşklarda olduğu gibi çılgın, öyle değil mi? Sonsuza bir sonsuz daha eklenirse sonuç sonsuzluk olur. Korkunçluğa muhteşemlik eklenince sonuç korkunçluk oluyor. Doğru söylemiyor muyum? (Roberto Bolano, Vahşi Hafiyeler)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
yeni usul
Podcast bir başka heyecanmış. Yayıncılığın birçok alanında bulundum. Gazetede, dergide çalıştım. Kitap yazdım. Yayınevinde çalıştım. Blogla...

-
Podcast bir başka heyecanmış. Yayıncılığın birçok alanında bulundum. Gazetede, dergide çalıştım. Kitap yazdım. Yayınevinde çalıştım. Blogla...
-
Bazı filmler kendinden başka hiçbir şeyle anlatılmıyor. O kadar yoğun oluyorlar ki ne bir kitap ne bir film ne de bir geçmiş an geliyor ...
-
Yıllardır, "öyle mi olsun böyle mi olsun" diyip de bir türlü hayata geçiremediğim podcast, bugün yayında. İki bölüm beraber. Kimse...
-
İngilizce’de ameliyathaneye ‘operating theater’ da deniyor. Dilin bir azizliği değil, ilk zamanlar gerçekten bir tiyatro sahnesi gi...
-
Dün Yunanistan sınırında göçmenlere karşı insanlık suçları işlenirken, Türkiye’de kalbi göçmenlere karşı nefretle dolmuş binlerce, belki...
-
Bir öyküyü her gün anlattığında, yüzüncü anlatışında, ilkine göre ne kadar değişmiş olur? Ne kadar değiştirirsin onu? Aslı ne kadar kalır? G...
-
Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak demeyi seviyoruz. Büyük büyük laflar. Olmayabilir sahiden de ama biz değişmeyi istiyo...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Sen ne dersin?