23 Mart 2013 Cumartesi

bugün yol aramakla geçti

Dokuz sene öncesinden bir gün sonu raporu... O kadar olmuş mu yahu?

Bugün yol aramakla geçti. Yoldan çıkmakla. Bugün iki amatör telsizci dünyanın dört bir tarafında arkadaşları olduğunu açıkladı. Söz konusu telsizcilere göre Ruslarla bağlantı kurmak matah bir iş değilken, Tuvalu’dan bir telsiz arkadaşı edinmek kayda değerdi. Yine bu telsizciler, rahmetli Kral Hüseyin’in de kendi meşreplerinden olduğuna değindi.

Bugün dolaptaki suları satmak ikinci bir emre kadar yasaklandı. Çünkü yarına dair hava raporları İstanbul’da hava sıcaklığının –2 dereceye düşeceğini ve akabinde de kar yağacağını çoktan bildirmişti. Raporlara güvenen tesisatçılar, çatı onarımı işlerine iştahla giriştiler.

Bugün Etiler’e gitmek isteyen bir kız, Karaköy’deki işyerine varmak isteyen bir diğer kızı engelledi. Bugün servis şoförleri zengin ve güçlüden yana oldu. Benzinlerini şirket hesabına doldururlarken, arabalarını yıkatmayı da ihmal etmediler.

Gazetelerini şöyle bir karıştıranlar çok fazla şaşırmadı bugün. Çünkü bugün gazeteler, onları satır aralarına kadar okuyanlar için çıktı. Yine bugün gazetelerde şişmanlığa çareler önerilirken, fakirliğin ortadan kaldırılmasına dair bir projeye rastlanmadı.

Topkapı’nın arka sokakları sakinleri için olağan, misafirler için stresli saatlere sahne oldu bugün. Döner ustaları adres tarifi vermeyi reddederken, lastik değiştirenler yol gösterme konusunda aceleciydi. Banka memurları bu konuda da her konuda oldukları gibi kayıtsız davrandı. İş hanları her günkü gibi tozlu ve bakımsızdı; ancak bazı hanlarda fotoğraf çekimlerinin yapıldığı da görüldü bugün.

Bazı kafeterya köşelerinde devrim planları yapıldı. Yeni devrimin sloganının ne olması gerektiği konusuna kafa yoruldu. Bu konuda bir zihin kıvraklığına rastlanamasa da, devrimin kimlerle yapılmaması konusunda herkes aydınlandı. Mevzuu tartışan kalabalık kafa karışıklığı içinde mekanı terk edecekken, her şey yarım elma ve üç mandalina tanesi ile tatlıya bağlandı bugün.

Bugün bazıları şehri terk etti; kimileri de geri döndü. Gidenlerin de dönenlerin de seslerinde bir endişenin olduğu ise gözden kaçmadı. Buna göre, huzursuzluğun mekandan değil de insandan kaynaklandığı yeniden kabul gördü. Kimileri bu gibi durumlar için sık sık kullanılan klişe lafları kullandı; kimileri de sadece homurdandı.

Birtakım beyaz yakalılarda parasız kalma endişesi yine had safhadaydı. Bu durum artık kronik hale geldiği için pek fazla yankı yapmadı. Öte yandan birtakım beyaz yakalılar da doğum günü partileri tertip ettiler. Hem araba kullanıp hem de telefonla konuşan bu becerikli kimseler, hiç araba sahibi olamadığı gibi mevcut telefonlarını da satmak zorunda kalanlar ile pek ortak noktaları kalmadığını hatırlarına getirmediler. Ama bazı eski dostların da birbirlerine borç vermekten kaçınması birilerinin hatırına geldi bugün. Dolayısıyla, acı acı gülündü ama yine de geçildi bu konulardan çabucak.

Çocuk bakmaya ve ev temizlemeye ta İngilterelere gidenlerin arasına bugün biri daha eklendi. Fakat gittikleri gibi geri dönenler de olduğu için rakam bir türlü netlik kazanamadı. Bugün bazı babalar, kızlarını esirgemek konusunda biraz daha atik olmayı düşündülerse de, yeni nesil modern kadın imajı bu düşünceye galebe çaldı.

Yine bugün bazı entelektüeller sakallarını kaşıdılar. Fakat bu eylem genel olarak bir şeyleri değiştirmedi. Bazı yabancı terimlerin dilimizdeki karşılıklarının bulunması gerekliliği ise gündemin ancak kıyısına yerleşebilmişti bugün.

“Elinde bir tuhaf çanta saçında soku” bugün bir Cemal Süreya dizesi olarak bir otobüs yolculuğuna yardım ve yataklık etti. Sabah otobüslerinde şiir okuyanların, roman okuyanlara oranınının neredeyse eksi sonsuza doğru gittiği ise meraklı gözlerden kaçmadı. Yine bu meraklı gözler, sabah otobüslerinde uyumayı tercih edenlerin çoğunlukta olduğunu isabetle tespit ederken, bu uykulu kimselerin profilini çıkarmaktan şimdilik kaçındı.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder