Önce harita çizersin. Orta boy bir coğrafya atlasının üzerinden kopya ederek… Sonra isimlere bakarsın. Köy adları, uzak şehirler, denizle birleşen ırmaklar. Ertesi gün unutacağını bilsen de bir iki ismi ezberlemeye çalışırsın. Telaffuzu en zor olanları, dilde hiç dönmeyenleri seçersin. Nasıl bir yerdir o tuhaf isimli şehir? Senin gibi çocuklar yaşar mı orada? Büyüdüğünde oraya gidecek misin acaba? Uyursun. Hepsini, bütün isimleri, bütün soruları unutarak uyursun.
oktay opaz
Düzelttik sonra.
Ya Oktay Opaz?
Sen ne güzel müstearsın... Tamamsın.
PS: Octavio'u Midjourney, Oktay'ı ChatGPT çizdi
kim yaptı bu yolu?
Javaplein'deki kütüphaneye geldim.
Birkaç Türk oturmuş, kütüphanenin orta yerinde siyaset konuşuyorlar. Yaşlıca bir adam "Türkiye’deki her hizmeti Tayyip mi yaptı" diye veryansın ediyor. “Urfa Tüneli mesela”; diyor. “Kim yaptı bunu?” “1999’da yapıldı. Tayyip mi vardı?”
Eski kuşağın iyi bir temsilcisi olarak, kendi yaptığı her işi tarihiyle hatırlatıyor: “2002’de ben Türkiye’ye otomobille gittim; Edirne’den bir girdim; dört git-dört gel yol var; Tayyip mi vardı daha?”
Diğerleri sessizce, araya girmeden dinliyor ama bu adama katıldıklarını sanmıyorum. Her şeyi Erdoğan'ın yaptığını düşünen, ondan önce Türkiye Cumhuriyeti’nin belki var olduğuna bile inanmayan çok insan var. Erdoğan’ın kendisi bile artık buna inanıyordur belki.
PS: Resim, Midjourney'nin, tam olarak bu değil ama bu da fena değil
işleri hatırlamak
Buraya ilk defa A. ve Dino'yla beraber gelmiştik. A. bir süre sonra işe gitmek için çıkmıştı. Kadın bana, “İki kişi mi gelmiştiniz, daha önce geldiniz değil mi; yok yok, sizi başka bir çiftle karıştırdım” demişti. Şimdi yan masada bir adama da buna benzer bir şeyler söyledi. Kadın hayatını (ya da işini) ‘hatırlayarak’ yaşıyor. Ama İranlılar hep böyle değil mi? Hayatlarını hatırlayarak yaşıyor hepsi. İşleri hatırlamak.
Biz Türklerin işi ne? Unutmak… Umursamamak…
PS: Kafe, resimdeki değil. Ama Midjourney bunu çizdi. Sesimi çıkarmadım.
mesafe için
"(...) Yani bir eskrim sporu niye var diye soruyorduk Konservatuvar’a girdiğimizde. Niye eskrim diye ders var? Rahmetli Sait Tayla çok muazzam bir insandı, hocamız. Ben kendisiyle eskrim yaptığımda yetmiş küsurundaydı Sait Bey. Derdi ki, 'Evladım mesafe için bu dersi koyduk. Nerede duracağını, nerede kalkacağını; nerede eğileceğini, nerede doğrulacağını; nerede konuşacağını, nerede susacağını öğren diye bu dersi koyduk. Yoksa karşıdakini bu kılıçla böğründen del diye değil bu ders.'"
Ahmet Mümtaz Taylan / Ara Toplam (Röportaj: Irmak Zileli)
bir homeros'un yoksa
Melvyn Bragg’ın ‘In Our Time’ podcast’ında Hititler bölümü... Üç akademisyen (ki biri Bilkent’ten İlgi Gerçek) oturup konuşuyor
Bin tanrılı Pantheon denirmiş. O kadar çok tanrıları var ki… Doğa tanrıları, yerel tanrılar, birçok medeniyetteki temel tanrılar, sonra fethedilen yerlerden devşirdikleri tanrılar. Krallar da öldüğünde tanrı oluyormuş. O kadar ki bir kralın ölmesi fiili tanrı olmak anlamına geliyormuş.
Gözden kaçan bir medeniyet Hititler... Nispeten çok yeni bulunmuş. Yunanlılar kadar göz önünde kalmadığından popüler de değil. Bir de sadece devlete dair kayıtlar bulunmuş. Edebiyatı, mektupları, anıları yok.
Bir Homeros’u yok.
Bir Homeros'u olsaydı, sanırım bu tanrı yüküyle birlikte Olimpos Dağı’nı solda sıfır bırakacaktı.
telefonunuza bakmayınız
‘Magic Circus’ için bilet aldım. Dino ile gideceğiz.
Bilette bir uyarı notu: Yetişkinlerin, telefonlarına bakmaları yasaktır. Lütfen sanatçılara saygı gösterin.
Yasaklanması saçma tabii ama sirke gidip sahneye değil telefonuna bakan insan var demek…
Hayat, sen buralara nasıl geldin?
aşktan daha büyük bir merak var mı?
Kuşlar İçin Ağaçlara Konma Kılavuzu üzerine, Ebru Dedeoğlu ile Oksijen'de konuştuk.
-
Adam (gerçekten de ‘adam’, kadın olduğunu hiç sanmıyorum) birgün denize bakıp diyor ki: “Biz burayı dolduralım!” Boğaziçi’ni seyre dalıp...
-
Daha önce haberdar olmadığım muazzam bir film: Her Türlü Kuşkunun Ötesinde Bir Vatandaş Üzerine Soruşturma . İtalyan yönetmen Elio Pet...
-
Nihayet bitti. Bu blogu öteden beri okuyanların, bilenlerin seveceği bir kitap oldu sanırım. Bence. Neyin nasıl olduğunu onlara anlatmama b...
-
İkindidir hep. Pencere yarı açık, sineklik kapalıdır. Rüzgâr perdeleri hafifçe aralamış. Kitap elimden düştü düşecek; uyumak üzereyim, son s...
-
Yazayım diyorum hep unutuyorum. Hayatın hayhuyu işte. Bu blog, Eskiusul, bu sene bir ara 10 yaşına bastı. Kainat gibi genişleyip duran...
-
Sarı beyaz bir ışık. Bulutluysa beyazı daha koyu. Göğün mavisi, ileride ufkun ardında damla damla denize akar ama ona daha var. Önce asfal...
-
Past Lives'ı sevmek için çok neden bulabilirsiniz. İncelikli, zarif bir film. Yönetmen Celine Song, herkese dokunacak bir konuyu, pamukl...






