kendi zihninde dolaşanlar

Kütüphanede oturup çalışıyorum. 

İnsanlar geliyor gidiyor. Oturuyor kalkıyor. Gazete okuyorlar. Dergi karıştırıyorlar. Kitaplara dalıp gidiyorlar. Yazıyorlar. Çalışıyorlar. 


Bir de onlar var. 


Bir masaya oturmuş, hiçbir şey yapmadan duruyorlar. Okumuyorlar yazmıyorlar çalışmıyorlar. Birçokları gibi telefonlarını da karıştırmıyorlar. Uzaklara bakıyorlar. Bazen pencereden dışarı. Bazen karşıdaki duvara. Bazen önlerinde oturan kişinin sırtına… Kendi zihinlerinin içinde dolaşıyorlar. 


Yadırgamıyorum, yanlış da bulmuyorum bunu. Kimse sürekli bir şeyle meşgul olmak zorunda değil. Hele bu çağda böyle kesintisiz bir düşünce seline kapılmak, kapılabilmek müthiş bir lüks.


Ama şaşırıyorum doğrusu. Bunca materyalin ortasında, her yan okuyacak, bakılacak, dinlenecek şeyle doluyken, nasıl hiçbirine gönül indirmeden kalabiliyorlar? 


Bir de bunu neden kütüphanede yapıyorlar?

Çalışan düşünen insanların arasında olmak daha huzurlu mu geliyor? Sessizlik mi onları çekiyor? (Kütüphaneler çok da sessiz sayılmaz ama birçok yerden daha sessiz yine de.) Bu mekânlar onlar için rahat mı? Korunaklı mı? Hiçbir soruyla ilgilenmeyecek kadar dertliler mi? Tam aksine, kaygısızlar mı yoksa?

Kendi zihnimin içinde dolaşırken onlara da rastlamayı umuyorum. Orada belki konuşuruz, sorarım, anlatırlar. 


Ama aramaya çıktığımda  çoktan gitmiş oluyorlar. Başka bir kütüphaneye, başka bir zihne, kendi zihinlerinin derinlerine…


*

PS: Resim, İrlanda'daki Trinity College Library

4 yorum:

  1. Belki yalniz insanlardir ve sozel iletisim icinde olmadan huzur icinde bir sure insanlarin arasinda olmak istiyorlardir,ruhlarini isitiyorlardir besliyorlardir.
    Kendi kendilerine kalmaya , dusuncelere dalmaya ancak baska insanlarin arasinda olduklari zaman cesaret edebiliyorlardir.
    Dort duvar arasi yalnizlik kuyularinda kendine sondaj icin cok da dengede hissetmiyorlardir kendilerini...
    Kendinden kacmak icin materyellere saldirmadan durabilmek istiyorlardir.
    Peyami Safa nin di galiba Yalniziz kitabi.
    Bunu zihnen kabullense de insan bedenen edemiyordur hala...
    Bu sanallasan Dunya da kutuphaneler de mekansal olarak yok oldugunda ne olacak? Herkes kendi kutusunda Boxing Helena gibi kaldiginda? Edebi Turk yamyami Yeradam in dedigi gibi herkes kolilendiginde?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanların arasında durmanın iyi geldiğini düşünüyorum ben de. İnsan iyi gelir çok zaman, bunu unuttuk. Boxing Helena'yı 1000 yıl önce sinemada seyrettim de Yusuf Eradam'ı hiç okumamıştım; bu vesileyle ilk fırsatta okumayı not etmiş olayım. Selamlar.

      Sil
  2. okurken üstüme alındığım için cevap yazmak istedim. o kesimden biri de benim. odtü kütüphanesinde tam beş yıl geçirdim. fakat orada hiçbir zaman ders çalışmak veya bir şey okumak için bulunmadım. bir iki denedim ama beceremedim. sadece düşündüm. düşündükçe daha çok orada durdum. oranın kokusu, sesi ve diğer tüm özellikleri beni hiçbir yerde düşündürmediği kadar keskin ve yaratıcı düşündürüyordu. gözle görülmeyen bir şey belki de bu. sizi tetikliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam, bu yanıt için çok teşekkürler. Tam da "bu olabilir mi" diye düşünmüştüm. Çok haklısınız. Bazı yerler düşünceleri keskinleştiriyor. Üzerinde ayrıca düşünmeye değer bir konu. Sözgelimi bir kütüphanede.

      Sil

Sen ne dersin?

gazetecilikte ilerlemenin beş adımı

10 yıl önceki notlarımı karıştırırken buldum. Beş madde diye not almışım ama dört madde yazmışım. Yanlışlık mı yaptım acaba yoksa beşinciyi ...