400 bin kişi ne izledi?

Toplumda iyiden iyiye bir hakikat arayışı var. En azından bir kısmında. 

Detayı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş verdi. Bilkent Ünivesitesi’ndeki konuşmasında “İhaleleri açık yapmaya başladık. ASKİ’nin boru ihalesini 400 bin kişi izledi.”

400 bin ne demek? Kim izler yahu boru ihalesini? Bunu izlemek için hayattan ne kadar sıkılmış ya da sıtkı sıyrılmış olmak gerekir?

Ama izleniyor. Ekrem İmamoğlu’nun canlı yayınlatmaya başladığı Belediye Meclisi görüşmeleri de çok izleniyor. 

Mansur Yavaş, “bu herhalde bir dünya rekorudur” diyor konuşmasının bir yerinde. 40 bin kişi izlese bu bile rekordur bence.

İnsanlar hem hakikat arıyorlar hem şeffaflık. Birisi kapıyı kapattığında tek amacının rahatça dolap çevirmek olduğunun farkındalar. Medya da kapının arkasını merak etmeyince… 

İnsanlar emin olmak istiyor. Öğrenmek, haber almak istiyor.

Belediyede, hükümette birisi canlı yayında kredi kartı sözleşmesi okusa o bile seyredilir artık. 

Memlekette hakikat açlığı o derecede.

maskeliler vs maskesizler

Koronavirüs (Covid-19) salgını bir test haline geldi. Ne yapacağız, nasıl yapacağız? 

Bu salgın geçse, bir sonraki gelecek. Nasıl hazırlanacağız? Ruh halimiz ne olacak? Nasıl korunacağız? Hastalara nasıl davranacağız?

Soru çok. Bir ön cevap Milano’dan. New York Times’ın Roma büro şefi Jason Horowitz, salgının patlak verdiği Kuzey İtalya’nın kalbi, tüm İtalya ekonomisinin lokomotifi, bu arada dünya modasının da havalı merkezi Milano’nun hallerini anlatıyor. (Şurada ve şurada okuyabilirsiniz).

En çok ilgimi çeken, Milano sakinlerinin, bizim dışarıdan beklediğimizin ve tahmin ettiğimizin aksine, maske takmayı genelde reddetmesi oldu. 

“Kimse maske takmıyor. Ben taktığımda, insanlar bana aklımı kaçırmışım gibi baktı. Maskenin kitlesel histeriyi gösterdiğini düşünüyorlar.”

Yakıştıramamışlar kendilerine. Bu, muhtemelen salgın ortamında ayakta kalmak, aklı da sağlam tutmak açısından iyi bir şey. 

Bir yandan da bugünün insanının zihin yapısını sergilemesi açısından güçlü bir örnek. Tuhaf ve yeni zamanlardayız. Örnekler çoğalacak. 

PS: Son olarak, maskeden daha önemli önlemlerin altı hep çiziliyor: Ellerinizi yıkayın, ağzınıza burnunuza gözünüze götürmeyin.

PS2: Horowitz, Milanolular maske takmıyor demiş ama New York Times editörleri arka planda Duomo Katedrali’ni de gösteren bu maskeli ve şık fotoğrafı (Claudio Furlan/LaPresse)kullanmadan duramamışlar.      
Ben de kullanayım 




gelen bir zebra değil

Coronavirüs salgınıyla ilgili, New York Times kendi salgın hastalıklar muhabiriyle kısa bir röportaj yapmış. Evet, böyle bir muhabirleri varmış; Donald G. McNeil Jr. yaklaşık 20 yıldır dünyadaki salgınları takip edip yazıyormuş. Bugünkü gibi bir durumda ne dediğini dinlemek isteyeceğiniz biri. 

Onca şeyin arasında, salgından hızlı yayılan komplo teorileri hakkında da iki kelam etmiş. Zebra-at benzetmesi özellikle hoşuma gitti. 

“Bazı insanlar yeni ve korkutucu şeylerle karşılaştığında ilk iş komplo teorilerine başvuruyor. Zika’da da böyle olmuştu. İnsanlar virüsün mikrosefaliye [baş ve beynin anormal derecede küçük olması] yol açtığını reddetti ve salgının sebebini kimyasal böcek ilaçları ya da genetiği değiştirilmiş sineklerde aradılar. Ama tıp okurken size şunu öğretirler: Arkanızda ayak sesleri duyarsanız, gelenin evvela bir at olduğunu varsayın; zebra değil. Yani, önce aşikâr teşhisle yola çıkın.”

PS: Kısa röportajın tamamı, New York Times'ın bugünkü e-mail bülteninde; o da şurada


boş ders

Geçen hafta, Hollanda’da ilkokul öğretmenleri greve gitti. Evimizin karşısındaki okul iki gün kapalı kaldı. Sabahın karanlığında ışıklar yanmadı; soğukta bekleyen öğretmenler öğrencilerini kapıda karşılamadı.

Bu ilk grev değil. Daha önce de oldu. İlkokul öğretmenlerinin kazandıkları geçinmelerine yetmiyor. Bu yüzden de kimse buralarda ilkokul öğretmeni olmak istemiyor. Açık var. Dino Bey’in yeni başlayacağı okul için görüşmeye gittiğimizde durumu bir öğretmene sormuştum. “Amsterdam’da öğretmensizlikten eğitimi haftanın dört gününe düşüren okullar var” dedi. 

Hükümet öğretmenlere para ayıramıyor. Dersler boş geçiyor. Kendini medeniyetin orta yeri gören şehirde vaziyet bu. 

Karşıki okulda bugün dersler yeniden başladı. Ama bir burukluk var. 

sessizliğin üç derecesi

" (...) Molinos (şüphesiz bu sınıflandırmayı kullanan ilk kişi o değildir), sessizliğin üç derecesini ayırt eder: Ağzın sessizliği, zih...