Ana içeriğe atla

tuhaflıklar galerisi

Bu şehirde ya da İstanbul’da, adım attığımız her yerde; bir küçücük perdenin arkası, iyice gizlenmiş bir anahtar, bankın üstünde unutulmuş bir kitap, rüzgârın sürüklediği bir iskambil kâğıdı (tercihen maça üçlü), sarmaşıkların altında kalmış bir kapı, havada salınıp duran bir kahkaha, birdenbire ürkü, dünyayı değiştiren delilik, zamanın yırtıkları… Bilmeden aralarında dolaşıyoruz. 

Yorumlar

Yorum Gönderme

Bu blogdaki popüler yayınlar

diyet

Yeni yıl yeni kararlarla gelir. Azaltmak, azalmak, ferahlamak… Kararlar alırız. Bozmak için.  Bu kararlar için tonla makale yazılır. “Hayatınızda temizlik yapın” der bazı yazılar. Fazlalıklardan kurtulun. Fazla eşyadan, fazla laftan, fazla insandan…  Fazla insan… Ne demek fazla insan? Eh, görüşmediğiniz herkesi aklınızda taşımayın demek herhalde. Belki de sizin ilginize karşılık vermeyenlerle ya da sizinle yeterince ilgilenmeyenlerle ilişiğinizi kesin demek. Bilemiyorum.  Neticede bir insan diyeti… Böyle lafları siz de çok okumuşsunuzdur. “Gereksiz insanlardan kurtulun” laflarına çok rastlamışsınızdır. Belki siz de bu diyeti yapmışsınızdır.  Bir de terazinin öteki kefesinde durmak var. Kurtulunan insan olmak. Fazlalık ya da gereksiz olmak. Böyle düşününce ağır gelmiyor mu?  Biz de birilerinin diyetiyiz.  Resim Edward Hopper'ın.

sen tüm göklerdeki yıldızların ilki

Bazı filmler kendinden başka hiçbir şeyle anlatılmıyor. O kadar yoğun oluyorlar ki ne bir kitap ne bir film ne de bir geçmiş an geliyor akla. Sanırım o zaman onlara başyapıt diyoruz. Onur Ünlü’nün filmleriyle geç tanışıyorum, sırada ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi’ vardı. Aldı götürdü.  Başlık, filmdeki Shakespeare dizelerinden:  yarayla alay eder yaralanmamış olan  bak nasıl da sararıp soluvermiş tanrıça kederlerden sen çok daha parlaksın çünkü sen tüm göklerdeki yıldızların ilki sen aydınlatırsın geceyi

pek yakında

artık yazılmayan şiirler

Bir komplo teorisine inanmış birinin artık bu teorinin aksine asla ikna olmadığını fark ettiniz mi?   Covid-19’un laboratuvarda üretildiğine, İkiz Kuleler’i aslında Amerikan hükümetinin yıktığına, dünyanın beş aile tarafından yönetildiğine bir defa inananlar, önlerine ne kadar kanıt konsa da başka türlü -ve bilimsel- bir izaha kulak asmıyorlar.   Kanıt gösterenlerin bilim insanı, doktor, ekonomist, bir şekilde işinin uzmanı olması da yetmiyor. Üstelik, “bakın bunlar komplo teorisidir” diyenlere de aklı yalanlarla bulanmış, saf veya avanak gözüyle bakıyorlar.   Şimdi aşı tartışması var. Komplo teorisyenleri bir süredir Covid-19’un zaten sonrasında insanları aşılamak için özellikle üretilmiş bir virüs olduğunu işliyorlardı. Aşıların bulunduğu ve hükümetlerin alışveriş sırasına girdiği günlerde bu savlarını iyice   ısıttılar. Şimdi aşı takvimi başlamak üzereyken artık bu tuhaf teoriler de son raddesine vardı.   Dünya elitleri insanları aşılayarak köleleştirecekler; onlar bir şekilde sonsu

içinde olmak istediğim film

Herkes için bunaltıcı zamanlar… İzninizle şuraya sevdiğim bir şey koyayım. Inside Llewyn Davis… Doğrusu, ben de kendi payıma bir süre bu filmin içinde, Llewyn’in dünyasında olmak isterdim.   Llewyn Davis hakkında, çok yakın arkadaşımmış gibi saatlerce konuşabilirim. Ama başka zamana bırakayım. if you miss the train I'm on...

kaplumbağaların labirentinde

1.  Harika bir film seyrettim. Burada bulunsun. Siz de seyredin. Buñuel in the Labyrinth of Turtles ( Buñuel en el laberinto de las tortugas) . Yönetmeni Salvador Simo Busom. Büyük yönetmen Luis Buñuel’in İspanya’nın sıfır noktasında ‘Las Hurdes - Ekmeksiz Toprak (1933)’ belgeselini nasıl çektiğinin hikâyesi. Müthiş bir yoksulluğu anlatma denemesinin hikâyesi… 2. Metin Eloğlu, ‘Horozdan Korkan Oğlan’ şiirini Bunuel’e ithaf etse olurmuş. Horozdan bu kadar korkan bir başkası yoktur.  3. Dali’yle Bunuel’in kanka olduğu hep söylenirdi. Filmde, kendisinden utana sıkıla para isteyen Bunuel’i “Ah be abi” diye refüze etmesi sahnesi var ki, Dali’ye büyük eksi yazdı.  4. Filmin en güzel yanı bence sahici arkadaş Ramón Acín’in hikâyesi… Allah herkese böyle arkadaş versin… Ben bunu anlatmayayım. Siz seyredin, hem neyi kastettiğimi anlarsınız hem de bu güzel adamı tanıyanların sayısı artmış olur. 

sonsuz güzelleşecek dünya

Biz Bağışladığın özgürlüğe  yeğdir biçtiğin zından sonsuz güzelleşecek dünya biz kurduğumuz zaman  senin verdiğin umudu geyik içse ölür, balık yutsa Gülten Akın  Fotoğrafın sahibini saptayamadım.