Bir film seyretmeye gitmiş, orada da aşık olmuş işte. Ekranda beş saniyeliğine gördüğü çocuğa… Eski zaman; internet yok, sosyal medya yok, soracak kimse yok. Kimseye sorası da yok. O çocuğu kendine saklamış. Ama ne zaman bir Fransız filmi gelse koşa koşa seyretmeye gitmiş. Belki bir daha görürüm diye… Görememiş ama kaderin cilvesi işte, gitgide bir sinefil olmuş. Godard’ı bana o anlattı. Truffaut’yu pek sevmez ama onu da anlattı. En sevdiği Varda’yı da. Çocuğu hangi filmde gördüğünü söylemedi ama benim bir tahminim var. 
beş saniye
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
maça üçlü
Bana yeni bir oyun gösterdi, adını koymamış daha. Klasik, elindeki desteden bir kart seçmemi istedi. Seçtim. “Bak ama bana gösterme” dedi. K...
-
Bana yeni bir oyun gösterdi, adını koymamış daha. Klasik, elindeki desteden bir kart seçmemi istedi. Seçtim. “Bak ama bana gösterme” dedi. K...
-
Yazayım diyorum hep unutuyorum. Hayatın hayhuyu işte. Bu blog, Eskiusul, bu sene bir ara 10 yaşına bastı. Kainat gibi genişleyip duran...
-
Yıllardır, "öyle mi olsun böyle mi olsun" diyip de bir türlü hayata geçiremediğim podcast, bugün yayında. İki bölüm beraber. Kimse...
-
Dağ başında bir bakkal dükkânı. Muz ve incir tezgâhlarının yakınında. Dışarısı kavruluyor, içeride klima serinliğinden burnunu çıkarmak iste...
-
Joe Biden’ın başkan olduğu günden bir fotoğraf kaldı. Bernie Sanders’ın fotoğrafı. Herkes onu konuşuyor. Fotoğrafın interneti ‘kırmasının’...
-
Bin dereden su getirmek, deriz… Bu sözle bir işi yapmamak için oyalanmayı, olmayacak bahaneler üretmeyi anlatırız. Neden böyle söylemişiz? Z...
-
Yasunari Kawabata’ya bugüne dek bu kadar uzak kalmak... Kusur değil belki ama şüphesiz bir eksiklik. Bulunca farkına vardığın bir eksiklik. ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Sen ne dersin?