Sait Faik, Alemdağ’da Var Bir Yılan’da bir yangını anlatıyor. Hayali bir yangın bu ama yine de çok şey alıp götürüyor. Belki yangın bile değil. Yıllar. Hayatın akışı… Onlar da ne çok şey götürüyor. Neler kaybetmiş yılların yangınında, bir bir sayıyor Sait Faik. En son söylediği, bana en ilgi çekici geleni:
“Günlerden cuma. Mektep tatili. Süleymaniye’de Kirazlı Mescit sokağında oturuyoruz. Ben on yedi yaşlarındayım. Münir Paşa Konağı’nın çam ağacını hatırlıyorum. Lisenin bahçesindeki büyük çam ağacı bir yangında yanmış olabilir. Münir Paşa Konağı’nın yağlı boya tavanları çoktan duman ve kül olmuştur. Tahtakuruları da yanmıştır. Yatağım, yorganım, gözyaşım yanmıştır. Havuzlar yanmıştır. Yapraklarını kışın dökmeyen ağaçlar yanmıştır. Yanmış oğlu yanmıştır. Beni bugüne getiren kitaplar yanmıştır.”
Beni bugüne getiren kitaplar… Ne müthiş bir başlık.
En sevdiğim kitaplar demiyor; beni bugüne getirenler diyor. Mayayı kuranlar, sonra şekillendirenler. O hâlâ kıpır kıpır yaşam formunu, mayayı canlı tutanlar. O kadar etkililer. Öyle ki belki en sevilmiş kitaplardan bile etkililer.
Hangi kitaplar bunlar? Sait Faik için kimbilir nelerdi bunlar? Ya benim için? Düşüneceğim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Sen ne dersin?