23 Haziran 2010 Çarşamba

eyvallah ilhan selçuk



İlhan Selçuk'un ardından nasıl bir gazete yapacaklarını ve ne diyeceklerini merak ediyordum. Bu yüzden dün Cumhuriyet'te neredeyse bütün köşe yazarlarını satır satır okudum. En iyisi yine Selçuk'un Pencere'siydi. Gazetenin yazıişleri şık bir tercihle, Selçuk'un iki sene önce ameliyata girmezden evvel yazdığı bir yazıyı yeniden yayımlamış. Ölümle dalgasını geçerek, tarafını seçiyor o yazıda Selçuk.

Görüşlerine katılmazdım, ama bir yazı insanı olarak büyüklüğünü kim yadsıyabilir? Hayatını kalemiyle kazanan, önceliği hep kelimelere veren bir kuşağın son temsilcilerindendi. Türkiye'nin artık ne sağdan ne de soldan çıkarabildiği, büyük isimlerdendi. Yazardı. Yaşamak hakkındaki "son" yazısından bir parça, buyurun aşağıda:

"Yaşamak nedir mi?
Bir sabah kalktın, sevdiğin kadının gözünün altında derin bir çizgi gördün..
O da gördü mü?..
Görmez olur mu?..
Ya da henüz aynaya bakmadı..
Soru:
-Yaşlanıyor muyum?..
Sen görmezlikten geldin diyelim, o düşünüyor, dupduru ten nasıl böyle oldu?..
Nasıl olmasın ki, yaşıyorsunuz.
Kim bilir belki gözü de teni de daha güzelleşti.
Ama şartlanmış bir kez.. Şartlanmışsınız.
Çizgilerin, yaşlılığın insana güzellik verdiğini kişinin kültürüne aşılayan estetik kültürüne ulaşmak için, insanların daha ne kadar yaşamalarına gerek var? 100 yıl, 1000 yıl?
İlkellik daha ne kadar sürecek?
Sürse de alt gözkapağının altındaki bir yeni çizginin insanı bu denli düşündürüp oyalaması, işte insanın gözeneklerine dek yaşamasıdır..
Yaşamak güzel şey Taranta Babu.

Nalları dikmezsem..
Daha görüşürüz..
Dikersem her ne kadar kusurumuz da olsa, affola..
İkisine de eyvallah.."

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder