memleket için şeref olmuştur

Önümüz seçim. İstanbul’un iptal edilmiş olan belediye başkanlığı seçimini Ekrem İmamoğlu kazanmıştı ya, mızıkan iktidarı bakalım yeniden yenebilecek mi? İktidar yenilmişti zaten de, yine yenilirse bakalım İstanbul’un koltuğunu ses çıkarmadan devredebilecek mi?

Örneğimiz var. Hem de çok iyi, çok daha kapsamlı ve çok daha zor bir örnek. Türkiye’deki ilk iktidar değişimi 1950’deydi. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucularından, İstiklal Savaşı’nın kahramanlarından, memleketin ikinci cumhurbaşkanı İsmet İnönü girdiği ilk anlamlı seçimde (1946’daki ilkinin ‘sopalı seçim’ olduğunu, Demokrat Parti’nin hakkının yendiğini unutmayalım) kaybetmişti. 

Sonrasını mektuplardan izleyebiliyoruz. ABD’de okuyan Erdal İnönü babasına ‘moral’ mektubu yazıyor; İsmet Paşa cevap veriyor. Net bir resim.

*
İlk mektup, Erdal İnönü’den babasına
(16 Mayıs 1950)


"Sevgili Babacığım,
(…) Dün sabah erkenden Ömer'in çoğunluğu kaybettiğimizi bildiren telgrafını aldım. Akşam gazetelerinde biraz havadis vardı. Malatya'dan seçildiğinizi, fakat genel sonucun 150'ye karşı 300 civarında olduğunu yazıyordu. Geçmiş olsun. Ne kadar ihtiyatlı beklenmiş olursa olsun gene bir şok tesiri yapmıştır herhalde. Umarım şimdiye kadar hepsi geçmiş, neşeniz yerine gelmiştir. 
Teferruattan haberim yok tabii. Bir haberde seçimlerin gayet muntazam geçtiğini, büyük bir çokluğun seçimlere katıldığını okudum, çok sevindim. Asıl başarı bu. Netice itibarıyle memleketimizde demokrasi olduğunu dünyaya ispat edecek kesin olay, düzgün, hadisesiz bir iktidar partisi değişmesi geçirmekti. Bunu yapabilmek, bu seçimlerin hakikatta en büyük zaferimizi ilan ettiği anlaşılacak. Gerisinin ne ehemmiyeti var, canınız sağ olsun."


*
İkinci mektup, İsmet İnönü’den oğluna
(22 Mayıs 1950)

"Sevgili Erdalım,
Şimdi mektubunu aldık. İlk duyguların. Ne kadar iyi yürekli, filozofik ve ahlaklı yazıyorsun. Teşekkür ederim. Seninle bir daha iftihar ettim.

Evimize taşındık. İçinden hiç çıkmamış gibi bir rahatlık içindeyim. Bu mektubumu eski kütüphanemden yazıyorum. 
Annen bir haftadır taşınma için pek çok çalıştı. Yorgun olduğunu görüyorum. Amma sıhhati, neşesi yerinde çok şükür. Özden, Ömer, büyükannen herkes vaziyeti iyi ve tabii aldılar. Benim üzüntüye düşmemekliğim için bütün hünerlerini kullandılar. Hepsinin kıymeti gönlümde bir derece daha artmıştır, eğer buna imkan var ise... 

(…) Seçimi fena nispette kaybettik. (...) Niçin kaybettik? İnsaflı, insafsız bin bir sebebi var. Fakat en başta geleni değişiklik arzusudur. Bu da milletlerin hem masum, hem tabii bir arzularıdır. En sıkıntılı zaman, kaybolmuş bir seçimden sonra geçen bir haftadır. Şimdi bu bitti. İki gün sonra yeni cumhurbaşkanı ve hükümet seçilecektir. Saat 18.30'da da ben yeni cumhurbaşkanını tebrik edeceğim. Bu bir hafta, çok şükür sarsıntısız geçmiştir. 

Bu seçim, memlekette yeni bir hayat tarzı kurmak için giriştiğimiz teşebbüste ne kadar ciddi ve samimi olduğumuzu ispat etmiştir. Memleket için, hepimiz için şeref olmuştur.

Hep iyiyiz. Gözlerinden öperiz. Sağ ol, var ol, canım Erdalım."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sen ne dersin?

gazetecilikte ilerlemenin beş adımı

10 yıl önceki notlarımı karıştırırken buldum. Beş madde diye not almışım ama dört madde yazmışım. Yanlışlık mı yaptım acaba yoksa beşinciyi ...