Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
maça üçlü
Bana yeni bir oyun gösterdi, adını koymamış daha. Klasik, elindeki desteden bir kart seçmemi istedi. Seçtim. “Bak ama bana gösterme” dedi. K...
-
Bana yeni bir oyun gösterdi, adını koymamış daha. Klasik, elindeki desteden bir kart seçmemi istedi. Seçtim. “Bak ama bana gösterme” dedi. K...
-
Yıllardır, "öyle mi olsun böyle mi olsun" diyip de bir türlü hayata geçiremediğim podcast, bugün yayında. İki bölüm beraber. Kimse...
-
Yazayım diyorum hep unutuyorum. Hayatın hayhuyu işte. Bu blog, Eskiusul, bu sene bir ara 10 yaşına bastı. Kainat gibi genişleyip duran...
-
Dağ başında bir bakkal dükkânı. Muz ve incir tezgâhlarının yakınında. Dışarısı kavruluyor, içeride klima serinliğinden burnunu çıkarmak iste...
-
Joe Biden’ın başkan olduğu günden bir fotoğraf kaldı. Bernie Sanders’ın fotoğrafı. Herkes onu konuşuyor. Fotoğrafın interneti ‘kırmasının’...
-
Bin dereden su getirmek, deriz… Bu sözle bir işi yapmamak için oyalanmayı, olmayacak bahaneler üretmeyi anlatırız. Neden böyle söylemişiz? Z...
-
Yasunari Kawabata’ya bugüne dek bu kadar uzak kalmak... Kusur değil belki ama şüphesiz bir eksiklik. Bulunca farkına vardığın bir eksiklik. ...

uzun zaman oldu bu filmi izleyeli (Deux jours, une nuit). galiba bir sene. hemen bir gün önce izlediğim başka filmiyle hem marion'a hem fransız sinemasına aşık olma kıvamındaydım o gün. neyse, filmden aklımda kalan "onurlu bir mücadele" ve türk işçisi rolündeki arkadaşın "delikanlı" davranışıydı. fransızlar bizi çözmüş. birbirimizi yeriz, asar keseriz ama yere düşene tekme atmayız.el uzatırız. avrupalı daha "medeni" olabilir ama her şeye rağmen biz daha insanız. istisnalar elbet kaide bozmamalı...
YanıtlaSil